a

Haydi, sizde yaşamınızı değiştirmek için bir yerden başlayın, aşırı kilolarınızdan kurtularak hayatınızda bir dönüm noktası yaratın göreceksiniz bir çok rahatsızlığınız ve hastalığınız, siz ideal kilonuza kavuşurken iyileşecek ve yaşamdan daha çok keyif alacaksınız.

+ 0212 275 29 29

+ 0212 660 94 00
Esentepe mah. Büyükdere cad. No:159 D:7 Şişli-İstanbul

BİZİ TAKİP EDİN

Takip Et

Bel, Boyun Fıtıkları, Sırt, Diz Ve Eklem Ağrıları, Boyun Düzleşmesi

Vücudumuz kemiklerimiz, kaslarımız ve organlarımızdan müteşekkildir. Zannederiz ki kemiklerimiz sayesinde dik dururuz. Halbuki ayakta durabilmemizin sırrı, kemik ve kaslarımızın belli bir uyum içerisinde olmasındadır. Özellikle kaslarımız bu işte en önemli role sahiptir. Kaslarımızın belli bir gerginlikte ve güçte olmaları gerekir. İşte buna biz kas tonusu diyoruz. Sağlıklı bir insanda, olması gereken dozda tonus ile kaslarımız, kemiklerimizin belli yerlerine yapışarak onları belli bir düzen ve ahenk içerisinde tutarak bir duruş pozisyonu geliştirirler ki buna da postür diyoruz. Eğer ağrısız, sızısız keyifli bir hayat sürmek istiyorsak vücut postürümüzü her an sağlamaya çalışmalıyız. Şu anda bilgisayar başında sizlere bu yazıyı hazırlarken sırtımın ağrıdığını hissettim ve hemen oturduğum sandalyenin boyunu ayarlamak zorunda kaldım ve ayarlayınca ağrım ortadan kalktı. İşte günlük yaşamımızda bu tür ayarlamaları yapmak zorundayız. Aslında bu konu ile ilgilenen bir bilim dalı var. Günlük hayatta karşılaştığımız ergonomik sözcüğü, bu alanda çalışanların postürümüz açısından en uygun olan eşyaları tasarlayarak yarattıkları ürünlere deniliyor. Bu sebeple özellikle çalışma hayatının içinde olanların rahat edebilmeleri için ergonomik ofis araçları seçmeleri uygun olacaktır. Ama hepsinden önemlisi bedeni formda tutmak olmalıdır.

En iyimser tahminle toplumumuzu oluşturan bireylerin % 95 i spor, egzersiz yapmaktan uzaktalar. Eskiden hiç değilse işe gidip gelirken yürüyüş yapan insanlar, şimdi ya kendi otomobilleri ile yada servis araçları, otobüs, minibüs gibi taşıtlara binerek, merdiven çıkmak yerine asansör kullanarak hem kilolu hale geldiler, hem de kasları, eklemleri hareketsizlikten paslanmış teneke insanlar haline. Giderek ağırlaşan hayat şartlarının, iş temposunun getirdiği ruhsal yüklerde cabası.

Hal böyle olunca günlük çalışma şartlarında hor kullanılan vücutlar, günlük gerilimlerinde etkisi ile eklemlerde kısıtlanma, kaslarda spazm, tutulmalar, uyuşmalar, ağrılar ile karakterize iskelet sistemi rahatsızlıkları yaşıyorlar.

Çanta, kamera, fotoğraf makinesi, laptop gibi önceleri hafif olan fakat devamlı taşınmaları halinde giderek ağırlaşan eşyaları taşımak zorunda olanlar, bilgisayar ekranı başında belli pozisyonlarda uzun süre kalanlar, işleri gereği devamlı aşağı bakarak çalışmak zorunda olanlar, saatlerce ayakta kalanlar boyunlarında,  sırtlarında yada bellerinde şiddetli ağrılara maruz kalırlar. Birçok kadına arkadan dikkatlice baktığınızda çanta taşıyan omuzlarının yukarıda diğer tarafın aşağıda olduğunu görürsünüz. Normal postür yani anatomik olarak düzgün olmak yerine bu gibi asimetrik duruşlar ve eğrilikler, güçsüz olan kas guruplarında aşırı yüklenmeye bağlı olarak gerilmeye, zorlamaya ve tutulmaya yol açar.  Çünkü bazı kas guruplarını çok az kullanmak bu kaslarda güçsüzlüğe yol açar. Ani ve aşırı bir yük karşısında da bu güçsüz adaleler zorlanacakları için bir takım sıkıntılara sebep olurlar. Bunun sonucunda bel, boyun fıtıkları, adele spazmı, boyun düzleşmesi, kulunç veya fibromiyalji şeklinde rahatsızlıklar tezahür eder. İleri yaşlarda ise çalışmayan eklemlerde kireçlemeler oluşur.

Bel, boyun ve sırt ağrıları, bel, boyun fıtıkları akut ve kronik olarak sınıflandırılır. Ani bir hareket sonucu oluşan sıcak vakalara akut diyoruz. Bunlar genellikle düz bir satıhta yada esnemeyen, çökmeyen, yaylanmayan ortopedik yataklardaki sekiz, on günlük istirahat ile kısmen rahatlarlar. İşte bu rahatlama döneminde aşırı bir zorlama, bilhassa öne eğilme, yük kaldırma, boynu ani hareket ettirme, otomobile dikkatsizce binme gibi bir durumda klinik tablo daha ciddileşir. İşte bu durum biraz daha uzun sürecek daha sıkıntılı bir durumu ortaya çıkarır. İşte bu aşamada hasta, artık çok ıstıraplıdır, hemen çözüm ister ve genellikle kendisini bir cerrahın önünde bulur.

Aslında bu saydığımız durumlarda hemen ameliyata karar verilmesi yerine tıbbi tedavi uygulamak daha gerçekçi bir yaklaşımdır. Maalesef son zamanlarda direk bir cerraha gidilmesi daha çok tercih edilir olmuştur ve ameliyat sayısı son yıllarda inanılmaz bir artış göstermiştir. Halbuki tıp fakültesinde okurken bizlere öğretilen ‘’önce tıbbi tedavi esastır, ameliyat son seçenek olmalıdır’’ prensibini hem biz hekimler hatırlamalıyız hem de halka öğretmeliyiz.

   Akupunktur tedavisi, fizik tedavi gibi üniteler ilk başvurulacak yerler olmalıdır. Bu bölümlerdeki hekimler gerek görürlerse zaten cerrahi birimlere yönlendirirler

Yukarıda sayılan olgularda bizim klinik tecrübelerimize göre akupunktur tedavisi çok isabetli ve akılcı bir tıbbi tedavi seçeneğidir. Maalesef insanlar başlangıçta diğer tedavi seçeneklerini denerler ve eğer iyileşmezlerse yada kullandıkları ilaçlar midelerine, bağırsaklarına dokunmaya başladığında veya alerjiye sebep olduklarında akupunktura yönelirler. Sonrada bir çok kez şahit olduğumuz gibi kaybettikleri zamana hayıflanırlar. Halbuki akupunkturun öncelikle tercih edilmesi bir çok açıdan daha faydalı olacaktır. Çünkü bu tarz ağrılı olgularda her hekimin yapabilecekleri sınırlıdır, yani hemen ilaçlara başlanacaktır. Bir kaç günlük alınacak ilaçlarla geçen akut ağrılar hadi neyse ama haftalarca sürecek, kronik ağrıların tedavi sürecinde, bu ilaçların mide ve barsak sisteminde yaratacağı olumsuz tesirler herkesin malumudur. Üstüne üstlük bel boyun ve sırt ağrılarını ortaya çıkaran belki de en önemli unsur olan, iş yaşamındaki gerilimler, hayat mücadelesindeki zorluklar, geçim kaygısı, çocukların okul yada gelecekleri hususundaki endişeler, adale sisteminde müthiş kasılmalara sebep olurlar ki, bunları çözebilmek için verilen kas gevşeticiler, antidepressanlar, anksiyolitik ilaçlar sorunu çözmek yerine çoğu kez daha da derinleştirirler ve bu kişileri sanki hiç uyumamış, ruh gibi dolaşan bedenler haline getirirler. Oysa akupunktur uygulayan hekimin ilaç vermeye ihtiyacı yoktur. Çünkü o, vücudun zaten kendisinde var olan ağrı kesicileri, spazm çözücüleri, ruhsal gerginliği azaltıcı hormonların salgılanmasını sağlayacak noktaları bilir ve iğneleri oralara batırarak, atalet içindeki hücresel aklı harekete geçirerek vücudun kendi kendisini iyileştirmesini sağlar. . Kas spazmı ve ruh gerilimi gevşer, sorunlu bölge daha çok kan almaya başlar. Hali hazırdaki olumsuz tablonun oluşmasına sebep olan problemler tek tek çözülerek iyileşme husule gelir, kişiler daha zinde daha enerjik ve daha mutlu olurlar.  Yani sadece ağrının kesilmesi değil, var olan sorunlarda ortadan kalkarlar.

Ehil ve yasal ellerde uygulandığı takdirde vücuda zararı olmayan akupunktur tedavisi yaptırarak hem kısa sürede sağlığa kavuşmak hem de iş gücü kaybının önüne geçerek konforlu bir yaşama dönmek mümkündür.

Akupunktur tedavisinde elbette iğne batırmak esastır ve kullanılan iğneler steril tek kullanımlıktır, özel tekniklerle batırıldıkları için çok acı vermezler. Buna rağmen iğne fobisi olanlara iğnesiz akupunktur yöntemleri uygulanır. Bunlar Adaptasyon Regülatörü ve AWT yani acustik wave terapi. Bu seçeneklerde iğne yoktur. Ya manyetik uyarı, yada ses dalgaları ile oluşan şok dalga tedavileridir.

Ağrılar iyileştikten sonra hem genel sağlığı korumak hem yeniden bu talihsiz durumla karşılaşmamak için hem de bu süreçte alınan kiloları vermek için egzersizlere başlamak gerekir. Başlangıç sporu olarak yürüyüş uygundur. Her zaman yüzme önerilir ama bence ağrılar tamamen iyileşmeden yapılacak yüzme sporu adalelere yük bindireceği için bunu sonraya bırakmak daha doğru olacaktır. Yürüyüş yapmaya ise kısmi bir rahatlamadan hemen sonra başlanabilir. Bel ve sırt ağrılarına yol açan kas güçsüzlüğünü aşmak için vücudun arka tarafındaki kaslara genellikle önem verilir ve karın kasları daima unutulur. Halbuki karın kasları güçlü olan bir vücutta bel ve sırt, çok iyi bir desteğe sahip olacaktır. Bu bilgi dahilinde demek ki mutlaka karın hareketleri de yapmak gerekecektir. Bildiğiniz mekik hareketi karın kasları için iyi bir egzersizdir. Fakat bunu da çok dikkatli yapmak gerekir. Tam form tutuncaya kadar, sırt üstü yatarken, beli yerden kaldırmadan, sadece başı ve hafif sırtı kaldırarak çeneyi göğüse değdirmeye çalışmak yeterlidir. Haftanın en az beş günü yürüyüşlere devam etmek, yürüyüşe başlamadan ve bitiminde esneme, germe  hareketleri (stretching) yapmak uygun olacaktır.